Bitmeyen Çilem: İş Görüşmeleri


#1

Bir süredir iş arıyorum ancak bu kabusu bir kez daha kaldırıp kaldıramayacağımdan da pek emin değilim. Zaten beni arayan şirketlere
de şüpheyle yaklaşıyorum zira nerede “challenging” bir iş, yeni bir sistem kurulumu, geçiş aşaması, organizasyon değişikliği
vs. olsa hep beni bulurlar. Belki de benim gibileri. Üstüne bir de görüşmede bu “challenging” iş beni heyecanlandırıyor mu diye sorulur? (Evet çook…)
Bu tanımların anlamı “Çok mesai yapacaksın gıkını da çıkarmayacaksın, üstüne bir de allahım ne zorlu bir işin içindeyim ne güzel, çok heyecanlandım şimdi demelisin”.
Kimsenin samimi olmadığı söylemen ve söylememen gereken şeylerin
olduğu, tuhaf muhabbetlerin geçtiği iş görüşmeleri. Herkesin takındığı gerçek olmayan bir görüşme karakteri olur. Tam bir oyundur.
Gerçek olan tek bir kısmı var o da herkesin yaptığı işlerden
bahsettiği kısım, bu da toplam görüşme zamanının %33 'üne karşılık gelir. Laf aramızda şu anda ben hem işveren hem de işçi tarafında yeralıyorum. Masanın iki yanında da
çok tuhaf durumlar yaşanıyor. Şimdilerde arayışımız uzman pozisyonu için ancak ben kendime dersler çıkarmak adına müdürümü
daha kıdemli kişileri de çağırmaya teşvik ediyorum ki görüşme benim yapacağım iş görüşmeleri için de bana örnek teşkil etsin:)
İş görüşmelerimi bugüne kadar girdiğim en az 50 görüşmeye dayanarak şöyle özetleyebilirim:
Girdiğinizde sizi görüşme yapacağınız minimum
iki kişi karşılar( pozisyonun yöneticisi ve insan kaynaklarından bir kişi) Selamlaştıktan sonra ik’cı şirketi ve
yapısını anlatmaya başlar. Daha sonra sizden kendi özgeçmişinizi anlatmanızı isterler. Sonrasında da kendileri ilgili departmanda yaptıkları işlerden bahseder.
Ancak bunun sonrasında tuhaf kısım başlar. Nişanlı mıyım evlenecek miyim? Gerçek ben içerden bağırır: Sana neee!!. Ama cevabım farklı oluyor tabi.
“Can we continue in english?” denir ve sonrasındaki gelen soru hobilerin neler ya da
kendini nasıl bir çalışan olarak görürsün gibi basit bir soru olur.
O ana kadar karşılıklı resmiyetle girişilen görüşme ingilizce konuşuyor olmanın verdiği güce dayanarak mı artık bilmem
bir anda gayriresmi ifadeler, espriler, gülüşmeler vb. 'ne kolaylıkla dönüşebilir. Bir görüşmede özel hayatımda görüştüğüm arkadaşlarımla nereden tanışıyor olduğumu sormuşlardı.
En sıkıntılı sorulardan biri de "Neden iş değiştirmek istiyorsunuz?'dur.
Çünkü öyle birşey söylemelisiniz ki neden asla bir önceki iş yerinizle ilgili kötü bir gerçek olmamalı (Ki bu %100 öyledir). Yapmayın bunu, bu sürekli gülümsediğimiz
gösteriyi acı gerçeklerle mahvetmek niye?
Görüşmelerde pozisyona uygun bir çalışan olmanızın dışında bazı temel beklentileri de var. Psikopat olmadığınızı, kendinizi ifade edebildiğinizi ve
en önemlisi “dedike” (bu tabir çok popüler) bir çalışan olacağınızı göstermeniz gerekir. ÜCret dışında kimse sizin ne beklediğinizle ilgilenmez, çünkü
sizden çok vardır (ya da öyle bir hava vardır) ve oraya layık olduğunuzu göstermeniz gerekir. Masanın öbür tarafında iken bununla ilgili bir kaç trajikomik konuşmaya
şahit oldum. Bölüm değiştirerek bizim şirkete başvuran birine herşeye sil baştan başlamayı isteyip istemediğini öğrenmek için “Bu sizin daha önce yaptığınız işe benzemiyor” dedik .
Cümle tamamlanmadan o “Ben o departmanda da sıkı çalışırım, bu departmanda da” dedi.
Başka biri de ne zaman başlayabilirsiniz dediğimizde “Hemen işlerimi devreder, iki haftaya başlarım” dedi ve bizim müdür onu sadakatsiz olarak
değerlendirdi.
Bazen başka ülkelerdeki iş ilanlarına bakarım, bana inanılmaz gelen ilanlar oldu. Örneğin İngiltere’deki ilanlarda neden bizi tercih etmelisiniz diye bir kısım var yan haklardan ve çalışanların memnuniyetinin yüksek olduğundan bahsediyorlar. Daha da ilginci ücreti ilana yazıyorlar,bizim standart olmayan tamamen kişinin kabul edebileceği en düşük ücrete bağlı olan tekliflerimize hiç benzemiyor. Geçen gün de japon bir firmanın ilanında (Türkiye’de) gene bu benzer bir kısım vardı.
“Neden bizi tercih etmelisiniz? Çünkü biz iş yaşam dengesine koruyan bir şirketiz… diye devam ediyordu”. Önce bu bana harika bir şirket gibi geldi işte hayalimdeki iş böyle birşey dedim, sonra da düşündüm ki bu neden bu durum bir beklenti bile olamayacak bir hayal ki?
Bu zaten benim yasal hakkım değil miydi?
Doğrusu ücretsiz mesai yapmak zorunda olmamak, ücretinizin aynı pozisyondaki iş arkadaşınızdan çok daha düşük olmadığı, başvurduğunuz şirketin ve pozisyonun size uygun olup olmadığına karar vermek bunlar bizim en doğal hakkımız. Bu haklarımızı bakkallardan ısrarla istemek ve bunun için mücadele etmek de bizim tek kurtuluşumuz…


#2

Geçe hafta olabilecek en leş halini yaşadım sanırım.
İK’dan bir yetkili aradı, İstanbul’da görüşmeye çağırdı. Kalktım 900 km yol gittim. Görüşme günü verilen saatten 1 saat önce telefon etti, müdürün işi çıktı dedi, bir sonraki güne erteledi. Sonraki gün aramadı. Ben aradım, açmadı, saatler sonra tekrar aradım, yine açmadı. Sonra arayıp başkasını aldık kusura bakmayın dedi telefonla. Aynı yolu geri döndüm. Güç bela biriktirdiğim izinlerim gitti, yaptığım masraf çektiğim yol cabası, psikolojik olarak hissettiğim şey, burada küfürler başlıyor kesiyorum.
Sisteminiz batsın!


#3

Söyledin mi peki nelere sebep olduklarını? Baya terbiyesizlermiş. İş görüşmeleri kesinlikle ik departmanının, işverenlerin vs hiçbir kontrole tabi olmadan borularını öttürdükleri bi alan, çok sinir oluyorum.


#4

Evet, son aradığında “başkasını aldık” deyince, artık dayanamayıp yaptıklarının terbiyesizlik olduğunu, profesyonelliğe sığmadığını, bir ik olarak mühendisi bu şekilde aşağılamasının haddine olmadığını söyledim. Bir şeyler geveleyip özür diledi, o kadar pişkindi ki, bunu bile usulen yaptığını hissedebiliyordum.


#5

Ben ofisi basardım dalga mı geçiyorsunuz diye :) Baskasını sececek olsa bıle en azından çağırdıysa görüşmeye alması, sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyordu. Hangi ofis bu ? @Cyrano_de_Bergerac


#6

Kalyon’un bir şantiyesi…


#7

Onlar batmadi mi ya…


#8

sanırım an itibariyle memleketi batırdılar beşli çete olarak :slight_smile:


#9

Bu iş görüşmeleri konusunda ben üst düzey deneyimler edinildiğini düşünüyorum :rofl: mesela bir görüşmem 6 saat sürmüştü :face_with_hand_over_mouth:, toplu mülakat olarak kurgulanan görüşmenin ilk kısmı türkçe-ingizilce karışık ik görüşmesi idi. İkinci kısım ise teknik mülakat; tekli, gruplu, sunumlu, yazılı sınav olarak bölümler içeriyordu. Yani bu da bir uzun dönem stajyer/yarı zamanlı öğrenci istihdamı içindi… mülakkatan daha ne öğrenebilirim diye merak içinde çıkamadım… :crazy_face:


#10

Evet sabrımız test ediliyor adeta,belki de o kadar aday var ki nasıl testlerden geçireceklerini şaşırmış durumdalar:) Ben de böyle bir silsileye girmiştim, hem de işin içeriği ile ilgili hiçbirşey öğrenemeden. 2 saatlik yol sonrasında ulaştığım şirkette 3. test/sınav görüşme sonrasında “Bu pozisyon nedir tam olarak biraz bana anlatabilir misiniz?” demek durumunda kaldım. Astronot olacaksak boşuna devam etmeyeyim dedim:)